0

bu, futurist bir fermandır…

Posted October 31st, 2009 in Hayatiç, Muhtelif muhtelif, Siteyle ilgili by idare

bir resim yazımıza ön ayak olsun. Aytaç Mesti beyefendi bir yazısında sosyal sistemi -bir başka deyimle yeni ekosistemimizi- özetleyen bir resim iktibas etmişler:

http://www.aytacmestci.com/wp-content/uploads/2009/10/sosyal-medya-pazarlama-6-katman.jpg

meselenin sinemüslim’e uzayan ve dokunan kısmına biraz mesafe var.. fakat aslında asıl meselelerden birisi avrupa-amerika eksenli yeni medya anlayışının genellikle hayatı boyunca “ortada” kalmış memlekete nasıl ve ne zaman vuracağı. buna karşı ne kadar hazır oluşumuz ve nasıl bir karşılık vereceğimiz.

gelişmeleri sinemayı da içine alarak incelemek bizim açımızdan daha faydalı ve “izlemesi kolay” olur sanırım. 2009 sinema istatistiklerini incelemek fikir verecektir. geçtiğimiz bir kaç yılın internet-sinema (sanal-gerçek dünya mı demeli yoksa?) karşılaştırması geleceğe ait tahminler yapmamıza yardımcı olur.

türkçesi: medya 2.0 . “sıradan” bir facebook kullanıcısının profil ve paylaşımlarından tutun, günde bir kaç kez rapidshare sinemasını ziyaret eden sözümona “sinefil”cilerin yaşadığı (nâm-ı diğer ‘netizen’lerin) dünyadan bahsediyoruz. global dünya? hafif bir tabir. bir ekrana global denebilirse. bu dünyanın da kendine göre -biraz da ‘evrimleşerek’ oluşmuş- bir anlayışı, -sokağa yakın- bir kural tablosu, ticareti, eğlencesi var.

bundan sıyrılamayız. kendi evinde yaşayan dervişler değiliz. varsanız, dünya üzerinde kapladığınız bir alan varsa, söz hakkınız da vardır. isterseniz başkalarının sizin yerinize konuşmasına izin verirsiniz; isterseniz kalkar konuşursunuz.

daha orijinal ismiyle media 2.0 bize doğru yaklaşan bir bulut. avrupa birliği ve -bütün ümidimizle dualar ettiğimiz- düzelmiş-hızlanmış bir internet hizmetiyle çok da uzak olmayan bir bulut. bilgisayarın, kameraların, görüntülü telefonların, ipodların, iphoneların fiyatları artmaz ve vatandaşın eline-cebine daha fazla girerse (var mı aksini iddia eden?!) sanırım buna hazırlanmalıyız.

işin iyi tarafı da var. tekeller yıkılıp, eski “kullanıcılar” üretici ve dağıtıcı olacaklar. haberleri 4-5 kanaldan izlemek “zorunda” kalmayacağız. filmlerimizi dağıtmak için kapı-kapı dağıtımcılarla “haşir-neşir” olup, paramızı geri alabilmek için tekrar “neşir-haşir” olmayacağız.

para demişken, fiziksel varlığı çok az -veya bir hiç- olan bu sistemin ekonomik çarkı nasıl dönecek.

bakmayın parağraf parağraf media 2.0 vaazı verdiğime. tahmin ve takdir edersiniz ki, araştırma ve uzmanlık gerektiren alanlar hakkında -meydan boşluğundan mıdır, nedir- konuşuyorum. maksat bilginiz, fikriniz olsun efendim.

para. anahtar kelime: reklam. daha ufak bir anahtar kelime: abonelik. aynı boyutta bir başka anahtar kelime: vergi.

reklamlar. gözümüze fazla sokulmadan, razı olduğumuz alan, boyut ve içeriklerde, dürüst reklamlar.

sürekli yayınlar -webte tabii ki- aboneliklerle kazançlarını da sürekli hale getirebilirler.

vergi. bu henüz dünyada tam örneği gösterilemeyen ama “futurist” amcaların “bakın görün yakında olacak, nah buraya çiziyorum” dedikleri bir sistem. mantıksız değil. hepimizin internet müziği-filmi “tükettiğimiz” bir zamanda, devlet ve sanat kurumları “bu işe bir düzen lazımdır ağalar” deyip işe el atmalarını ve hem üreticileri memnun edecek bir gelir (maddi ve manevi) hem de tüketicilerin başkasının ağacından erik çalmış gibi bir hisle müzik dinlemelerini önleyecekleri bir sistem. bu, çok kısa ve kabaca, kullanmak isteyenlerin aylık maaşları veya yatırabilecekleri bir vergi yoluyla “abone” olup, kredileri kadar istifade edebilecekleri bir sistem olabilir. kimlik numarasının yavaş yavaş banka hesaplarımızda kullanılabilir olması, bunu daha da kolaylaştırıyor.

lüzumsuz ve (her iki manasıyla da) “uzak” görmeyin. mesele insanlara ulaşmak, ulaştığınız insanları sevindirmek. “insan”dan sonra ise köse kadı’nın tabiriyle “ümmet-i Muhammed’in yüzünde bir tebessüm bırakabilmek”. bunu twitter, facebook, youtube yapacak arkadaşlar. “maalesef” mi eklemeli buraya? uzun bir meselenin kısa bir özeti: bir “şey”in, şer olarak kullanılması o şeyi şer yapmaz. zira onun hayra kullanıldığının bir örneği bu sefer onun hayr olarak adlandırılmasını gerektirir, ki bu da doğru değildir. ameller, niyetler, neticeler..vs. varın hocalara gidelim!

işte bütün bunlarla uğraşırken kısafilm çekmeyi unuttum.

şaka bir yana… havalar ve ekip elemanlarımızın iş-okul-ev gibi öncelikleri ..vs.vs. sebepler bir süredir kısafilm üretimimizi yavaşlatıyor. bahane için değil; sırf haberiniz olsun.

sonraki entry’ye kadar
baki selamlar…

Leave a Reply